Şira Nida Kireççi
Peyzaj Mimarı | Doğa Bilinci Aktivisti | Sosyal Girişimci
1984 yılında Hatay İskenderun’da doğdum.
Tabiat aşığı bir peyzaj mimarı olarak, 2014 yılından bu yana Jardin De Nini adlı doğa stüdyosunda yurt içi ve yurt dışında çeşitli sürdürülebilir yaşam alanları tasarlıyorum.
Doğana Kadın Kooperatifi ile Hatay’da yeşil dönüşümü destekleyen, kadınların üretimde ve toplumsal yaşamda aktif olduğu sosyal projeler yürütüyoruz.
Bu çalışmalarda yüzlerce kadının emeğiyle binlerce fidanı toprakla buluşturduk.
Bahceokulu.com’da, toprağın bilgisini modern hayatla buluşturan; samimi, öğrenen ve öğreten bir alan olarak güncel, etnik ve antik doğa bilgilerini paylaşıyor, bahçeyle ilgili deneyimleri herkes için kolayca erişilebilir hale getirmek amacıyla içerikler üretiyoruz.
Benim için bu yolculuk yalnızca toprak, iklim ve suyun verileriyle ilgili değil; onlarla sohbet etmek, dinlemek ve birlikte üretmekle ilgilidir.
Özellikle son yıllarda susuz bahçeler, doğal peyzajlar ve değişen iklime uyumlu alanlar üzerine yoğunlaşıyorum.
Bu bakış açısıyla, SusuzBahçe YouTube kanalı üzerinden; iklimin değişmekte olduğu, kaynakların —daha doğrusu değerlerimizin— dönüştüğü bu çağda, az suyla çok şeyin de mümkün olduğunu gösteren bir keşif alanı olarak paylaşımlar yapmaktayım.
On bir yılı aşkın süredir hem bireysel hem de projeler ve kooperatif çalışmalarım aracılığıyla yüz binlerce ağaç diktim; bu süreçte toprağa dokunmanın, birlikte üretmenin dönüştürücü gücüne tanık oldum.
2024 yılında İstanbul’da düzenlenen küresel bir etkinlik olan World Urban Parks Symposium’da yaptığım “Çok Boyutlu Doğa” başlıklı konuşmamda, doğanın yalnızca fiziksel bir varlık değil; aynı zamanda ruhsal, toplumsal ve bilinçsel bir alan olduğunu anlattım.
Bu konuşma, benim için bütünsel bir perspektifin; kalpten gelen bilginin, bilim ve sanatla birleştiği bir dönüm noktasıydı.
Bugün hâlâ öğreniyor, gözlemliyor ve paylaşıyorum.
Akışla gelişmeye, doğanın rehberliğine, kalbin sezgisine ve toplumsal dönüşümün kalp bağlantısı ile mümkün olduğuna inanıyorum.
Bu benim için bir görev değil; bir paylaşım ve bilinç alanı, doğamızı hatırlama ve hatırlatma biçimi.
Çünkü biliyorum ki doğayı, hatta doğamızı anladığımızda, kendimizi hatırlarız.
